Dolunay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dolunay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2020 Pazartesi

46) Hollanda Maastricht ve Amsterdam Artis Planetaryum Ziyaretim

İşim gereği Hollanda'ya gittim. Önce ülkenin güneyine, bir çalışmaya katılmak üzere Maastricht şehrine, orada işim bitince de Amsterdam'a geçtim. Maastricht oldukça sakin bir şehir. Fakat bu sakinlik sizi yanıltmasın, sokaklarda dünyanın dört bir yanından buraya öğrenime gelen üniversite öğrencilerini görebilirsiniz. Burada katıldığım toplantıda daha önce aynı şirkette iki sene birlikte çalışma imkanı bulduğum çok sevdiğim bir arkadaşım ile hala aynı sektörde bulunduğumuz için karşılaşmış olduk. Böylece şehri birlikte gezme şansımız oldu.

46.1. Maastricht'te dolunay.

Şehir merkezine gitmek istediğimizde sokakta adres sorduğumuz kişiler Türkiye'den Almanya'ya göç etmiş ve o gün için orada bulunan hemşehrimiz bir çift çıktı. Şehir meydanında bu çiftle birlikte birkaç bira içip memleket sohbeti yaptıktan sonra öğrendik ki buralarda ülkemizden ekonomik veya sosyal sebeplerle mecburen göç etmiş çok insan yaşıyordu. Yemekten sonra vedalaştık ve yollarımız ayrıldı. Fakat biz kısıtlı zamanımızda şehrin tarihi yerlerini biraz daha keşfetmek üzere Maas nehrine doğru ilerledik. Doğrusu Maastricht pek de ilginç bir tarihi olmayan ve bu anlamda biraz sıkıcı bir şehir. Yukarıdaki dolunay fotoğrafını (46.1) Wilhelminabrug köprüsü üzerinde çektim.

46.2. Amsterdam Artis planetaryumu.

Maastricht'teki işim bitince iki buçuk saatlik bir tren yolculuğu ile Amsterdam'a geçtim. Böylece Hollanda'yı bir uçtan bir uca geçmiş oluyordum. Trenin penceresinden dışarıyı seyrederken Hollanda'nın yalnızca Konya kadar yüz ölçümüne sahip olduğunu, hatta Trakya'nın da Hollanda'nın yarısı kadar bir yüz ölçümüne sahip olduğunu fark ettiğimi hatırlıyorum. Bu düşüncelerle dışarıya baktıkça biraz kusur arıyor, biraz da gördüğüm nizam ve intizam karşısında hayranlık duyuyordum. Hayvanların dolaştığı çiftlikler düzenli ve pak, dünyanın dört bir yanından gelen insanların yaşadığı sokaklar tertemiz ve bakımlı, insanların üstü başı düzgün, herkes güler yüzlü ve saygılı. Tüm bunları gözlemleyip kendi kendime hüzünle öfke arasında bir duyguya kapılmıştım. Genelde size görünmez olan bir çeşit adaletsizliğin farkına varıyorsunuz bu tip anlarda. İçinde bulunduğumuz durum kötü kokuya insanın burnunun alışması gibi sanırım.

Amsterdam'da bir planetaryum ziyareti planladım (46.2). Planetaryumlar, gece gökyüzünün neye benzediğini görmek için gidebileceğiniz sinema salonlarıdır. Bu salonların farkı, kubbe şeklinde bir tavana sahip olmaları ve sinema koltuklarının ise dairesel düzende yerleştirilmiş olmalarıdır. Seyirciler burada kubbe şeklindeki tavana yansıtılan filmi seyrederler. Planetaryumlarda oynatılan filmler sayesinde gökyüzündeki yıldızlar, gök cisimleri, atmosferik olaylar ve daha birçok astronomi ile ilgili kağıt üzerinde anlaşılması zor konu hakkında kolayca bilgi sahibi olabilirsiniz.

46.3. Planetaryum içerisinde sergilenen kozmonot kostümü.

Bu planetaryuma girebilmek için önce hayvanat bahçesine bilet almalısınız. İçeri girdikten hemen sonra sol tarafınızda bir kafeterya bulunuyor. Planetaryumun girişi de bu kompleksin içerisinde, kafeteryanın hemen yanında yer alıyor. Buraya uğradığımda vizyonda bulunan birkaç film vardı. Fakat görevli beni uyardı ve çok kötü bir zamanda geldiğimi çünkü filmin çoktan başladığını söyledi. Ben de oraya kadar gitmişken film izlemeden çıkmak niyetinde değildim. Bir sonraki seansa biletimi aldım ve kafeteryada oturup filmin başlamasını bekledim. Bu sırada planetaryuma girip çıkan insanları gözlemliyordum. Gelenler ya küçük çocuğu olan genç çiftler ya da okul gezisiyle gelen ilköğretim öğrencileri ve öğretmenleriydi. Anladım ki oraya insanlar çocukları astronomi hakkında genel kültür sahibi olsunlar diye getiriyorlardı. Film saatini beklerken de orada bulunan gezegen modellerini, bilim tarihinde yer almış insanların portrelerini, astronomi ile ilgili sergilenen eşyaları çocuklara gösterip anlatıyorlardı (46.3). Bekleme sırasında kendimi iyice ortamdan kopuk hissetmeye başlamıştım. Orada üstümde kalın siyah pardösüm, kirli sakallarım, birbirine karışmış saçlarım, sırt çantam ve bol kesim kıyafetlerim ile kaba saba duran biri olarak kendimi kötü hissetmekle meşguldüm. Artık bir an önce oradaki işimi bitirip gitmek istiyordum. Nihayet film başladı ve burada paylaşmak üzere gördüklerimi hafızama kaydetmeye odaklandım. 

Film Büyük Patlama'dan başlayarak günümüze kadar evrenin oluşumunu, Güneş Sisteminde yer alan gezegenleri, gökyüzünde bulunan yıldız takımlarını, gök cisimlerini ve insanlığın uzaya gönderdiği çeşitli araçları ve uyduları anlattı. Çocuğunuz varsa veya sizi rol modeli olarak gören bir küçüğünüz, onu bir planetaryuma götürebilirsiniz. Eğer oynayan film de iyiyse astronomi temel konularını anlaması için son derece faydalı olacaktır.

2 Eylül 2012 Pazar

24) Mavi Ay

Gazetelerde ve televizyonlarda nadiren yaşanan bir olayın gerçekleşeceği, Mavi Ay'ın görüneceği söylendiğinde ben de herkes gibi Ay'ın bir çeşit ışık oyunu sebebiyle mavi renkte görüneceğini sanmıştım. Belki Ay tam da ufukta batmak üzereyken ışığın kırılması sebebiyle mavi tonlarda görülüyordur diye düşünmüştüm. Sabırla bekledim ve Ay ufukta kaybolmadan önce bir fotoğrafını çektim (24.1.). Biraz araştırma yapınca aslında böyle bir şey olmadığını öğrendim.

24.1. Çektiğim Mavi Ay fotografı.
 
Ay, Dünya'nın etrafında yaptığı tam turu ortalama 29.53 günde tamamlar. Dünya ise Güneş'in etrafında yaptığı bir tam turu 365.26 günde tamamlar. Bu sebeple bir senede Ay Dünya'nın etrafında yaklaşık 12.37 tur atar. Yani aslında Ay, Dünya'nın etrafında bir senede 12 turdan biraz fazlasını atar. Takvimlerimizde 12 ay olmasının sebebi işte bu yüzdendir. Ay'ın fazladan gittiği bu mesafe ise Ay'ın hareketini temel alan takvimler ile Güneş'in hareketini temel alan takvimler arasında bulunan yaklaşık 11 günlük farkın sebebidir.
 
Ay'ın kat ettiği bu fazla mesafe sebebiyle iki üç senede bir Ay bir sene içerisinde 12 tam turdan fazlasını atıyor gibi gözlenir. Yani dolunay bir mevsim içerisinde üç kere gözlemleneceği yerde dört kere gözlemlenmiş olur. Bu olaya "Mavi Ay" denilmesinin sebebi ise nadiren yaşanan bir olay olmasından kaynaklanıyor.
 
Demek ki Ay'ı gerçekten mavi renkte görüyorsanız bu fotografını çekmeye değer bir andır.

12 Ağustos 2011 Cuma

1) Astronomi ve Astrofotografiye Merhaba

Birkaç sene önce babamın 49TL'ye aldığı ve evde öylece bir kutu içerisinde duran teleskopu geçenlerde hava güzelken kullanmaya karar verdim (1.1). Teleskopla beraber gelen merceklerin ne işe yaradıkları hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Biraz deneme-yanılma yoluyla teleskopun ayarlarını kurcaladıktan sonra iki yüz elli metre kadar ilerideki ağaçların net görüntülerini alabilmeyi başardım.

1.1. Teleskopla ilk denemelerim
 
Aldığım görüntünün resmini cep telefonumun objektifini teleskopun merceğine yaklaştırarak çektim. Bu fotografı çekebilmek çok da kolay olmadı (1.2). Cep telefonumun objektifini teleskoptan gelen ışığın odaklandığı noktada doğru bir oryantasyon ile sabit bir şekilde tutmam gerekti.

1.2. Teleskopla çektiğim ilk fotograf.
 
Kendimi bildim bileli gök cisimlerinden çok etkilenmişimdir. Özellikle Ay beni hep büyülemiştir. Boşlukta öylece asılı durması, ıssız ve parlak yüzeyi ile mükemmel bir kristal küreye benzemesi, sadece yarım yüz yıl önce üzerine ayak basılmış olması. Ay'ın evrenin merkezinde bulunmadığını biliyoruz, fakat insanlık tarihinin merkezinde bulunuyor olabileceğini düşünürüm.

Gece dolunay vardı ve gökyüzünde hiç bulut yoktu. Teleskopumu Ay'a çevirdim. Hiç beklemediğim bir şekilde çok iyi kalitede görüntü aldım. Kraterler, çukurlar, tepeler, yüzeydeki izler, gölgeler. Bu yaşıma kadar Ay'ın yüzeyine bir teleskopla bakmamıştım. Ayın yüzeyini filmlerde, dergilerde görmek ile kendi çabanla görmek arasında insanın duygularını harekete geçiren bir fark var.

1.3. Cep telefonumla çektiğim Ay fotografı.
Hemen fotografını çekmek istedim. Bu benim eserim, yeni buluşum demek için. Cep telefonumun objektifini merceğe yaklaştırdım. Epeyi uğraştıktan sonra görüntüyü odaklayabildim. Çektiğim fotograf fena değildi fakat bu şekilde rahat çalışılamıyordu (1.3). Hemen bu konuda araştırma yapmaya karar verdim. Böylece astrofotografi denilen bir uğraştan haberdar oldum. İnternet üzerinden okuduklarıma göre uzay cisimlerinin gözlemlenebilmesi, fotograflarının çekilebilmesi için çok daha detaylı bir çalışma gerekiyordu.

Bugün daha her şeyin başındayım. Uzak uzay cisimlerini gözlemleyebilmek için daha profesyonel bir teleskopa, bu gökcisimlerinin fotograflarını çekebilmek için de epeyi bilgiye ve aksesuvara ihtiyacım var.